Beşar Esad Türkiye'nin Arabulucu Olması Konusunda Israrlı
The Gulf Today, 2 Kasım 2008
Adnan Oktar: Türkiye’nin öncülüğünde, Türk devletlerinin birleşmesi ile meydana gelecek, Türk Birliğinin yardımıyla bir Türk İslam Birliği oluşacak inşaAllah. Bu Türkiye’nin öncülüğü ile olacak, buna doğru zaten adım adım gidiyoruz. Zaten en ideali de Türkiye’nin liderlik yapmasıdır. Her ülke devlet olarak ayrı olacak ama; bir manevi birlik olacak inşaAllah, Avrupa Birliği gibi. Pasaport kalkacak, vizeler kalkacak, ülkeler birbirleriyle rahatça ticaret yapabilecekler, alışveriş yapabilecekler, kardeş olacaklar. Bunun oluşması için ilk zemin inşaAllah Azerbaycan ile olacaktır. Ve İslam ülkelerinden yine Suriye. Azerbaycan da hem Türk hem de Müslüman olan bir ülkedir. Suriye de bizim Müslüman olan kardeşimizdir. Suriye ile de birleşeceğiz inşaAllah. Bunlar ilk adımlar olacaktır. Ve bu peş peşe gelen bir süreç şeklinde gelişecektir. Türk İslam Birliğinin oluşması önümüzdeki on yıl onbeş yıl içerisinde gerçekleşip bitecek inşaAllah.
Trabzon TV, 4 Eylül 2008
Adnan Oktar: SURİYE İLE TÜRKİYE'NİN BİRLEŞMESİ AN MESELESİDİR. Suriye bunu şiddetle istiyor, Türkiye’nin ağabeylik yapmasını... Suriye-Türkiye ayrı ayrı devletler, ama tek bir beraberlik olsun istiyorlar. Bu çok güzel, Türk İslam Birliği kardeşliği içerisinde, tabii ki ayrımız gayrımız yok Suriye ile Türkiye de birleşecek inşaAllah, bu onun alameti. Pasaportsuz, vizesiz Suriye’ye gidebileceğiz, Suriyeliler de istedikleri gibi bize gelip konaklayabilecekler. Kardeş olacağız inşaAllah, güzel bir birlikteliğin ilk alametleri bunlar.
adnanoktarnedemistineoldu.blogspot.com

Adnan Oktar'la İlmi Mücadelesi Üzerine - 24.10.2007 Katar/Al Jazeera Arabic
Katar'dan yayın yapan Al Jazeera Arapça televizyonunda, 29 Eylül 2007 tarihinde Sayın Adnan Oktar'la yapılan özel bir röportaj yayınlandı. "Özel Ziyaret" isimli bu programın deşifresi Al Jazeera Arapça'nın 24 Ekim 2007 tarihli internet sitesinde de yer aldı. "Harun Yahya… İslami Düşüncenin Yayılması" başlığı altında, yazarın ilmi mücadelesi yolunda karşılaştığı zorluklar, dinsiz ideolojilerin yıkılması ve İslam ahlakının yayılması için yaptığı kapsamlı çalışmalar vurgulandı.
www.dunyadanyankilar.com

Allah'ın Razı Olacağı Tavrı Anlamak Son Derece Kolaydır
İnsanın karşısında binlerce alternatif olduğunda bile, tüm bunlar arasından Allah'ın en razı olacağı seçeneği görebilmesi son derece kolaydır. Örneğin insan gününü nasıl geçireceği konusunda Allah'ın rızasının en çoğuna göre bir seçim yapması gerektiğinde karşısında pek çok alternatif olduğunu görür. Tüm gününü evde oturup spor yaparak ve televizyon izleyerek geçirebilir. Spor yapmanın sağlığını korumak için önemli olduğunu, televizyon izlemenin de kültürünü artıracağını söyleyerek bunlarda Allah rızasını gördüğünü söyleyebilir. Ama dünya üzerinde dinsiz akımlar bu kadar güç kazanmışken, İslam topraklarında savunmasız kadınlar, yaşlılar ve çocuklar "Rabbimiz Allah'tır" dedikleri için öldürülürken, savaşlar, çatışmalar ve ahlaki yozlaşma bu derece artmışken, iman eden bir insanın tüm gününü spora ve televizyona ayırması vicdanlı bir tavır olmaz. Bunun yerine Kuran ahlakının mükemmelliğini diğer insanlara anlatıp, onların da ahiretlerine vesile olmaya çalışması hiç şüphesiz diğerinden daha hayırlı bir davranış olacaktır. Çünkü bu "Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır." (Al-i İmran Suresi, 104) ayetiyle de bildirilmiş, her Müslümanın üstlenmesi gereken bir sorumluluktur. Bu sorumluluğa yöneldiği takdirde öncelikli olarak kendi ahireti için ibadette ve salih bir amelde bulunmuş olur. Bu davranışın kişiye Allah'ın rızasını daha çok kazandırabileceği son derece açıktır.
Allah bu duruma Kuran'da şöyle bir örnek vermiştir:
Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.
İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cehd edenlerin Allah Katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır. (Tevbe Suresi, 19-20)
Ayetlerden de anlaşılabileceği gibi hacılara su dağıtmak ya da Mescid-i Haram'ı onarmak da Allah'ın rızasına uygun olan hayırlı davranışlardır. Ancak imkanları olduğu halde ibadetlerini bu davranışlarla sınırlayan kimselerin kendilerini kandırmamaları ve yaptıklarını yeterli görmemeleri son derece önemlidir. Çünkü kıyas yapıldığında bunların Allah yolunda malıyla ve canıyla mücadele eden bir insanın davranışlarıyla bir olmadığı görülür. İnsanın daha güzelini, daha hayırlısını ya da takvaya, Kuran ahlakına daha uygun olduğunu bildiği bir tavır varken bundan daha azını tercih etmesi ihlasa uygun bir davranış olmaz. Çünkü bu vicdanını tam olarak kullanmaması, biraz da olsa nefsine pay ayırması, kendi menfaatlerinden yana hareket etmesi anlamına gelir. Oysa Kuran'a uygun olan, yapılması gereken iş ne kadar nefsine ters, ne kadar zor olup fedakarlık gerektirse de her zaman için Allah'ın rızasını kazanabilmeyi, nefsinin menfaatlerine tercih etmesidir.
(http://www.derindusunmek.com/)
