İmsak
5:34
Güneş
7:02
Öğle
12:25
İkindi
15:08
Akşam
17:36
Yatsı
18:57


Regaib Kandili: 24.05.2012
Mirac Kandili: 16.06.2012
Berat kandili: 04.07.2012
Ramazan: 20.07.2012
Kadir Gecesi: 14.07.2012
Ramazan Bayramı: 19.07.2012
Kurban Bayramı: 25.10.2012
Hicri Yılbaşı: 15.11.2012
Regaib kandili: 16.05.2012

 

 

 
Ramazan 4. Gün (07 Şubat 2010)

Adnan Oktar ile Ramazan Sohbetleri (2010) 04. Gün

Allah'ın Adıyla Darwin'in Teorisini Reddeden Kişi - 12.05.2010  İsviçre/Tribune  
		Allah'ın Adıyla Darwin'in Teorisini Reddeden Kişi - 12.05.2010 İsviçre/Tribune

İsviçre'nin Cenevre Kantonunda basılan günlük Fransızca gazetelerden Tribune de Genève, 12 Mayıs 2010 tarihli baskısında Lozan'da Beaulieu Sarayında gerçekleştirilecek olan Harun Yahya konferanslarını konu aldı. 175.000 okuyucusu olan gazetenin haberinde Sayın Adnan Oktar "Allah'ın adıyla Darwin'in teorisini reddeden kişi" ifadeleriyle anıldı. Söz konusu haberde Evrim Aldatmacası Konferansı ve yazarın Darwin karşıtı faaliyetleri ile aktarılan bilgilerden bir kısmı şöyle oldu: Bu afişleri gözden kaçırmak çok zor. Birkaç günden beri, Darwin'in evrim teorisinin üzerini çizen afişler, İsviçre'nin Fransızca konuşulan bölgelerinde ve İsviçre'nin başka büyük şehirlerindeki istasyonları ve caddeleri kaplamış durumda. Ünlü bir Müslüman Yaratılışçının Lozan'daki Beaulieu Sarayı'na gelişini bildiren etkileyici bir bildiri kampanyası söz konusu. Gerçek adı Adnan Oktar olan Harun Yahya, 25 Mayıs'ta dünya görüşünü ortaya koymaya hazırlanıyor. Harun Yahya, 2007 yılında Yaratılış Atlası'nın Cenevre, Belçika ve Fransa'daki okullara ulaşmasıyla kendinden bahsettirmişti. 770 sayfalık bu lüks kitapta, Yaratılışçı görüşlerini tanıtıyor. Harun Yahya, Müslüman dünyasının en etkili evrim karşıtı hareketinin önderi. Ona göre Darwinizm aldatmacası, özellikle "ırkçılık, faşizm, komünizm gibi şiddet içeren ideolojilere ve diğer barbar dünya görüşlerine" sebep oldu. Çok sayıdaki internet sitelerinden birinde, Dünya Ticaret Merkezi kulelerinin yıkılması, terörist hareketlerin kaynağı olarak Darwinistlere mal ediliyor… http://dunyadanyankilar.com/

Daima Karşı Tarafın Haklılığını Kabul Etmek Önemli Bir Sevgi Gösterisidir
		Daima Karşı Tarafın Haklılığını Kabul Etmek Önemli Bir Sevgi Gösterisidir

İnsanların gün içinde karşı karşıya kaldıkları olayların büyük bir kısmında, genellikle olaya dahil olan her iki tarafın da haklılık payı vardır. Bir kişi için ‘tamamen haklı’, diğeri için ise ‘tamamen haksız’ gibi bir yorumda bulunmak pek mümkün olmaz. Kimi zaman iki tarafın haklılık oranları %80’e %20 iken, kimi zaman da bu oran 50’ye 50’dir. Böyle bir durumda genellikle herkes içerisinde bulunduğu olaya kendi tarafından ve kendi bakış açısının elverdiği ölçüde bakar. Bu kişilerden biri, telafiyi, özrü ve haksızlığın kabul edilip alttan alınmasını karşı taraftan beklerken, diğer kişi de aynı şekilde karşısındakinin durumu telafi etmesini bekler. Cahiliye toplumlarında yaygın olan bu yaklaşım tarzı, en küçük bir anlaşmazlık ya da uyuşmazlıkta dahi kişiler arasında kalıcı huzursuzluklara ve soğukluklara yol açar. Müminlerin farkı ise işte bu şartlar altında ortaya çıkar. Mümin demek; dostlukta, vefada, sadakatte, şefkat ve merhamette, affetmede, hoşgörüde ve gönül almada üstün ahlaka sahip kimse demektir. Hiçbir zaman için kendi nefsini, sevdiği kişiye tercih etmez. Kendisi haklı çıkabilmek için sevdiğini haksız çıkarmaya kalkmaz. Tam tersine sevdiği tümüyle haksız olsa, o yine de haksızlığı tamamen üstüne alır. Tüm bunları yapmasındaki tek gaye de yalnızca Allah'ın rızasını kazanabilmektir. Çünkü müminin sevgisi yalnızca Allah sevgisine dayanır. Örneğin Peygamberimiz (sav) döneminde yaşamış bir sahabeyi düşünecek olursak, hiçbir zaman için Allah'ın Resulü’ne karşı kendi haklılığını tercih etmeyeceği açıktır. Küçük bir menfaat ya da küçük bir konuda haklı çıkmak ya da kendisini savunmak uğruna, asla Peygamber Efendimiz (sav)’e karşı bu tarz bir tavır göstermez. İşte bu samimi imana dayalı sevgidir. Müminlerin örnek alması gereken sevgi anlayışı da, aynı bu şekilde olmalıdır. Bu ahlak anlayışının, sadece ciddi anlaşmazlıklara yönelik olduğunu düşünmek yanlış olur. İnsan günlük hayat içerisinde de bu ahlakın yaşanacağı çok fazla durum ile karşılaşır. Günlük sohbetlerde; bir olay, kişi ya da bir eşya hakkında yapılan yorumlarda ve daha pek çok konuda bu ahlakın yaşanabileceği imkan insanın karşısına çıkar. Hemen her fırsatta, gönül alıcı sözler söylemek, karşı tarafı övmek, onore etmek, gerçek sevginin bir gereğidir. Böyle bir insan, Allah rızası için kendi nefsinden geçmiş demektir. Allah'ın rızasını kendi nefsine tercih eden bir insan ise, çok güvenilirdir. Böyle bir kişi, sadece iyi gün dostu değildir. Allah'ın yaratacağı her türlü maddi manevi imtihan ortamında da, bu kişi “gerçek dost” vasfını muhafaza eder. Çünkü günlük hayatında gösterdiği bu ahlak, kişinin zor bir durumla karşılaştığında ve sıkıntı anlarında da sadık ve vefalı olacağının da göstergesidir. (http://www.kurandasamimiyet.com)

Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Türkiye'nin Üyeliği AB'ye Güç Katar
		Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Türkiye'nin Üyeliği AB'ye Güç Katar

Kırşehir AHİ TV Röportajından, 15 Temmuz 2008 Adnan Oktar: Avrupa Birliği’ne girmesi tabii ki çok çok iyi olur Türkiye’nin. Her bakımdan çok çok iyi olur. Ama bu şekilde bir giriş olmaz. Türk İslam aleminin lideri olarak, süper devlet, büyük Türkiye olarak girmesi lazım. O zaman Avrupa Birliği’ne faydası da çok çok çok büyük olur. Yani Avrupa Birliği, tahmin tahayyül edilemeyeceği bir zenginlik, ferahlık, huzur ve güvene kavuşur. Star, 3 Mayıs 2009 Alman Yeşiller Partisi’nin Avrupa Parlamentosu milletvekili Helga Trüpel, Türkiye’nin AB’ye güç katacağını söyledi. Bremen’de konuşan Trüpel, “Türkiye, AB için büyük bir imkan. Burada farklı dinlerle nasıl yaşanabiliyorsa AB içinde de yaşanır.” dedi.

Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Ortadoğu'nun Lideri Siz Olun
		Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Ortadoğu'nun Lideri Siz Olun

Konya TV Röportajından, 28 Şubat 2008 Adnan Oktar: Türkiye'nin görevi Türk-İslam aleminin lideri olmasıdır. Türk milletine çok büyük görev düşüyor. Türk-İslam aleminin liderliği dünya tarihinin en büyük vazifelerinden birisidir. Türk milletinin en hayati görevlerinden biri budur. Yani biz sırf Türkiye'yi kurtarmak değil, bütün Türk-İslam alemini kurtarmakla görevliyiz Türk milleti olarak. Türk milleti başka milletlere hakikaten benzemiyor. Bu bir ırkçılık değil. Çok vefalıdır. Güzel huyludur Türkler. İnsancıldır. Çok merhametlidir. Ve müthiş fedakardırlar. Yani gidin bir köye. Misafir olarak bir gidin. Evin en güzel yeri misafire açılır. En güzel yiyecekler misafire getirilir, en güzel yataklar misafire sunulur, en güzel bardaklarda ikram yapılır. Bu ne demek? Demek ki bizim milletimiz egoist değil, bencil değil, sevgi dolu, fedakar, çok çoşkulu bir millettir, Allah için canını vermek için can atar, çok heyecanlı bir millettir. Mavi Karadeniz TV, 31 Aralık 2008 Adnan Oktar: Evet, evet, lider mutlaka Türkiye olması gerekiyor. Çünkü hem tecrübesi hem yapısı açısından, hem ahlaki yapısı açısından çok çok mükemmel bir ülkedir, Türkler ve Türkiye. İdeal lider vasıfları taşıdığı için mutlaka Türkiye’nin lider olması gerekiyor. Çünkü konuştuğumuz Türk Devletleri de aynı kanaatteler. Bütün İslam ülkeleri ile de bağlantı halindeyiz. Onlar da bu kanaatteler, buna kimse hayır demiyor zaten. Sadece bunun bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Star, 3 Mayıs 2009 Türkiye’ye güven duyduklarını belirten Sadr’ın sözcüsü, “Ortadoğu’da lider rolünü üstlenmelisiniz” dedi. Ankara’nın ardından İstanbul’a geçn Sadr’ın sözcüsü Şeyh Salah El Ubeydi burada yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Ortadoğu’da lider bir ülke olmasını istediklerini söyledi.

Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Türkiye'nin Büyüklüğünü Kavramak
		Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Türkiye'nin Büyüklüğünü Kavramak

Çay TV Röportajından, 23 Temmuz 2008 Adnan Oktar: Herkes samimi olarak inansın, gerçekten Türkiye iyiye gidiyor ve gerçekten süper devlet olacağız. Türkiye hiç tarihte olmadığı derecede büyük bir devlet olacak. Türk İslam aleminin lideri olacak inşaAllah. Bu tarihi misyonun başlangıç aşamalarındayız. Ve bütün dünyayı, anarşiden, terörden sıkıntıdan azaptan, her türlü acıdan kurtaracak bir milletir Türk milleti. Gerçekten çok asil efendi, böyle çileyle, acıyla yoğrulmuş bir millettir ve dünyayı yönetmeye dünyaya faydalı olmaya yönelik bir ruhu vardır. Allah o görevi bu millete vermiş görünüyor inşaAllah. Çok yakın zamanda bunu göreceğiz inşaAllah. Azerbaycan Devlet Haber Ajansı Röportajından, 14 Ağustos 2008 Adnan Oktar: İşin doğrusu Türkiye, dünyanın en büyük devletidir. Yani, abartmıyorum en büyük devleti. Şöyle olacak, Türk İslam Birliğinin, büyük Türk İslam Birliğinin lideri olarak Avrupa Birliğine girecek Türkiye, o zaman hem Avrupa’yı besleyecek, hem Avrupa’yı güçlendirecek, hem Rusya’nın beli doğrulmuş olacak, hem Ermenistan rahatlayacak, hem İsrail rahatlayacak, hem Filistin sorunu hallolacak.Yani Türkiye bütün dünyayı kurtaracak bir devlettir.Bütün dünyanın sigortası gibidir Türkiye. Çok hayati bir devlet. Bunu 10, 20 yıl içerisinde bütün dünya görmeye başlayacak ve bütün dünyayı kardeş haline getirecektir Türkiye. Bu Allah’ın inşaAllah kanunu, kader böyle inşaAllah. Sayın Ekrem Dumanlı'nın 16 Şubat 2009 tarihli yazısından: "Türkiye, sanıldığından daha etkin ve daha prestijli bir ülke... Herkesin ortak kanaati aynı: Türkiye’ye duyulan saygı artıyor. Dünyanın hemen her ülkesiyle ticaret yapıyor, uluslararası ilişkilerde sözü dinlenen bir güç haline geliyoruz... Artık Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Orta Asya’da, Ortadoğu’da herkes Türkiye’nin tavrını ve duruşunu merak ediyor. Devletin zirvesi bugün dünyanın neresine giderse aynı prestiji buluyor. Demek ki doğru bir yoldayız. Siyasette, ticarette, kültür ve sanatta..."

Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Filistinliler'i Birleştirelim
		Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Filistinliler'i Birleştirelim

Kordon TV Röportajından, 27 Temmuz 2008 Adnan Oktar: Türk-islam birliğinin acil olarak oluşması bütün bölge için şart. Bu Türk-islam birliği bir ırk üstünlüğü, en iyi biziz anlamında değil. Yani Hıristiyanlara da çok şefkatli, Yahudilere de çok şefkatli, onlara da çok iyi hayat hakkı tanıyan… Filistin tam bir dehşet ortamı ve tam bir sefalet ortamı, yazık günah, başka da hiçbir çözümü yok. Ne Amerikan müdahalesi, ne İngiliz müdahalesi, bunların hiçbirisi kurtarmaz. Tek çözüm Türkiye’nin müdahalesidir ve ağabeylik yapmasıdır. Yani her geçen gün bize manevi sorumluluk verir. Bunun bir an önce olması gerekiyor. Kıbrıs Ada TV Röportajından, 1 Ağustos 2008 Adnan Oktar: Geleceğin Türkiyesi’ni tanıyamazsınız görseniz. Yani bölgenin tam anlamıyla süper devleti olacak ve İsrail de kurtulacak bunun sonucunda, Ermenistan da rahatlayacak, Filistin de rahatlayacak ve İsrail tarihinde görülmemiş şekilde huzura ve güvene kavuşacak.Filistin sorunu kökten hallolacak. Bütün olaylarda kilit nokta Türkiye’dir. Ve açık açık talep var.Yani, Irak da talep ediyor. Türkiye ile birleşmek istiyor aslında Irak. Suriye de aynı şekilde Türkiye ile birleşmek istiyor ve Türkiye’nin idaresini istiyor. Ama devletler ayrı tabii. Bir manevi lider olarak Türkiye’nin başa geçmesini istiyorlar. Cumhurbaşkanı Gül, Cidde Ticaret Odası’nın iş konseyi toplantısına katıldı. Gül, “Filistin’de ayrılığın giderilmesi gerekiyor. İsrail Türkiye’nin barış çabalarını desteklemeli” dedi.

Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Alevi-Sünni Kardeşliğine Çorum Adımı
		Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Alevi-Sünni Kardeşliğine Çorum Adımı

Cem TV Röportajından, 20 Temmuz 2008 Adnan Oktar: Bizim Türkiye’mizin insanları çok sevgi doludur. Sevgiden, dostluktan, kardeşlikten şiddetli haz alırlar. Ama bir sevgisizlik hakim biraz, yani böyle sanki kavgaya daha açık, şüpheye daha açık, sanki birbirlerine oh olsun demekten zevk alan bir ruha girdi bir kısmı, hemen toparlanalım. Kardeşiz, çok çok güzel bir ülkede yaşıyoruz. Yani nefis güzel, sevgi bağıyla birbirimize, dostluk bağıyla tam kilitlenelim. Hiç fark etmez, sağcı olabiliriz, solcu olabiliriz, özellikle Alevi Sünni ayrımı yani tam bir rezalet. Yani burada meydana gelen kin ve öfke, kim yapıyorsa, hangi şaşkın yapıyorsa, bu tarif edilecek gibi değil. Çünkü Allah’ımız bir, kitabımız bir, peygamberimiz bir, kıblemiz bir, yani inanılır gibi değil bu. Ama velev ki ateist dahi olsa Allah onu öyle yaratmış, vardır bir hayır, yani hidayeti veren Allah, ben hidayet vermedim diyor Allah bir kısmına, bir kısmına da hidayet verdim diyor, o Allah’ın takdiri, ama o insan çıkmış mertçe açıkça söylüyor ben inanmıyorum diyor. Ne var bunda inanmıyorsa Kuran’da da var bu, böyle insanlar yaratacağını söylüyor Allah, biz de ondan ibret alırız, o kardeşimizi kurtarmaya çalışırız. Onu da kardeşimiz olarak görürüz. Onun iyiliği için gayret ederiz. Dolayısıyla bir kin ve nefret ve mücadeleye gerek yok. Özetle birbirimize karşı dostluk ve sevgi bağımızın çok güçlenmesi gerekiyor. Avukat Sadık Eral “Anadolu’nun orta yerinde Alevi-Sünni kardeşliğini yaşatmak istiyoruz.” diye konuştu.

Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Sevgi, Dostluk, Kardeşlik Ruhu ile Birlik Olmak
		Sayın Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu: Sevgi, Dostluk, Kardeşlik Ruhu ile Birlik Olmak

Mersin TV Röportajından, 5 Eylül 2008 Adnan Oktar: Türkiye Allah’ın izniyle büyük bir ülke olacak. TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ OLUŞACAK. BÜTÜN BU ORTADOĞU’YU BÜTÜN BALKANLARI, ASYA’YI TÜRKİYE, AĞABEYLİK RUHUYLA KUCAKLAYACAK İNŞAALLAH. Ve güzel bir sistem meydana gelecek. Kafkas paktı oluşturuluyor, yine demiryolu projemiz var biliyorsunuz. Petrol boru hattı, doğalgaz boru hattı projeleri var. İslam Birliği toplantıları yapılıyor. Türk Birliğinin daha güçlü hale gelmesi için yapılan çalışmalar var. Bunların hepsi hayırlı inşaAllah, Anadolumuz hep medeniyetlere beşiklik yapmış biliyorsunuz. Anadolu öyle bir yer. Osmanlı döneminde de biliyorsunuz. Bütün Ortadoğu’yu Balkan’ları üç kıtayı buradan yönetmişler inşaAllah. Yine o şekilde olacak ama sevgiyle dostlukla kardeşlik ruhu içerisinde olacak. Abdullah Özdoğan Röportajı, 2 Mart 2009 Adnan Oktar: Bakın Türk-İslam Birliği için yaklaşık yüz yıldan beri uğraşılır. Ama başarılı olunamamıştır. Neden başarılı olunamamıştır? Çünkü onun bir zamanı var, ve vakti merhunu var, o vakit yeni geldi. Allah’ın kaderde takdir ettiği vakit var. Yani insanlar Allah’ın gücünü bir kenara koyuyorlar. Kendileri bir şey yapacak zannediyorlar. Allah hiçbir şey yapamayacaklarını onlara göstertiyor. Hiçbir şey yapamazlar, yani toplantılar yapmakla, konferanslar yapmakla, büyük bilimsel araştırmalar yapmakla hiçbir yere varılmaz. Bu iş aşk işidir, Allah’a gönülden bağlanma işidir. Allah’tan bu güzelliği aşkla istemeyle ilgilidir. Bunun vakti gelmiştir. Bunun görevlisi de Türkiye’dir.Önce Ermenistan, Azerbaycan, Suriye ve Irak’tan başlamak üzere, bir sınır kapılarının açılması operasyonu yapılacak. Bu ilk adımdır, bunun arkasından çorap söküğü gibi bu gelişmeler olacaktır. Ama bunlar resmi toplantılarla, sert açıklamalarla, sevgisizlikle, materyalist izahlarla değil, aşkla, muhabbetle olacaktır. Bu aynı zamanda Mehdilik çağıdır. Mehdilik çağının da başlangıcıdır. Hz. İsa’nın nuzulü ve Mehdi’nin zuhuru devriyle ilgilidir bunlar. Tabi insanların bir kısmı buna ters gözle bakabilir. Soldan da sağdan da bir çok insan bunu garip karşılayabilir ama ben de diyorum ki tarihi bekleyelim hep beraber, eğer dediğim gibi çıkmazsa bana ne söylüyorlarsa söylesinler. Türk-İslam Birliği oluşacak, Hz. Mehdi de çıkacak, Hz. İsa’nın nuzulü de olacak.

Bu site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.