İmsak
4:05
Güneş
5:52
Öğle
13:18
İkindi
17:10
Akşam
20:31
Yatsı
22:09


Ramazan: 11.08.2010
Kadir Gecesi: 05.09.2010
Ramazan Bayramı: 09.09.2010
Kurban Bayramı: 16.11.2010
Hicri Yılbaşı: 07.12.2010
Mevlid Kandili: 14.02.2011
Regaib Kandili: 09.06.2011
Mirac Kandili: 28.06.2011
Berat kandili: 15.07.2011

 

 

 
Ramazan Gun9. Gün (31 Temmuz 9)

Hikmet Pınarı Ramazan 2008 Programı 09. Gün

Ramazan Sayfaları - Flv İndirFlv İndir   Ramazan Sayfaları - Divx İndirDivx İndir

Bir Ayet Bir Açıklama: Yunus Suresi, 44
		Bir Ayet Bir Açıklama: Yunus Suresi, 44

‘Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar.’ (Yunus Suresi, 44) Bu ayette, Allah'ın kendilerine rahmet olarak gösterdiği yoldan yüz çeviren ya da bu yola gereği gibi uymayan insanların, yaşadıkları olumsuzlukları kendi çabalarıyla elde etmiş oldukları bildirilmektedir. Yunus Suresi'ndeki bu ayet insanların bu durumunu açıkça ortaya koymaktadır. Din ahlakından yüz çevirmiş olan bazı insanlar, Allah'ı unutup (Allah'ı tenzih ederiz.), mutlu olmanın yollarını ararlar. Halbuki mutlu olmanın yolu aslında son derece kolaydır. Allah, indirdiği hak kitap Kuran ile insanlara mutlu olabilmenin sırrını bildirmiştir. İnsan ancak kendi yaratılışına, Allah'ın kendisi için belirlediği fıtratına uygun şekilde davrandığı takdirde güzel bir hayat yaşayabilir. Allah'ın kendilerine rahmet olarak gösterdiği bu yoldan yüz çeviren ya da bu yola gereği gibi uymayan insanlar, kendi elleriyle kendilerine mutsuz bir dünya oluşturmuş olurlar. Kısacası bu insanlar kendi kendilerine azap ederler.(Hayatın Kökeni) Örneğin duygusallık, aslında zannedildiği gibi kişinin doğuştan sahip olduğu ya da terk edemeyeceği bir karakter özelliği değildir. Titizlikle kaçınılması gereken bu ruh hali, kişinin bilinçli ya da bilinçsiz telkinle elde ettiği bir yöndür. Dolayısıyla duygulara kapılmanın -ağlamanın, hüzünlenmenin, öfkelenmenin- iradeleri dışında olduğunu, buna karşı koymaya güç yetiremediklerini iddia edenler de samimi olarak düşündüklerinde bunun geçerli olmadığını göreceklerdir. Örneğin ağlayan, üzgün bir kişiye büyük meblağda bir para teklif edildiğinde ya da ciddi bir başka menfaat sunulduğunda bu kişinin birden bire neşelenebilmesi, istediği, gerekli gördüğü takdirde bu ruh halinden kolaylıkla çıkabileceğinin en net göstergesidir. O zaman kişinin özel olarak elde ettiği bu duygusal yön, hem çevresine karşı vicdansızca bir tavır, hem de Allah'ın Kuran'da haber verdiği gibi kişinin kendi kendine zulmetmesidir. Bu kendi kendine zulmetme yanılgısından kurtulmak ise ancak Allah'a karşı mutlak bir samimiyet ve derin bir imanı yaşamakla mümkün olmaktadır.(İslama Davet)

Allah (cc)'nin Yaratma Sanatı: Kozalaklı Ağaçlardaki Üstün Yapılar
		Allah (cc)'nin Yaratma Sanatı: Kozalaklı Ağaçlardaki Üstün Yapılar

Kozalaklı ağaçların şekilleri incelendiği zaman, insanoğlunun mühendislik hesaplarıyla kar yüküne karşı aldığı önlemin, ağaçlarda zaten alınmış olduğunu görürüz. Ağacın koni şeklinin oluşturduğu eğim, üzerine düşen karın kolaylıkla yere dökülmesini sağlar. Böylece ağacın üzerinde aşırı miktarda kar toplanmaz; ağaç dallarının kırılması önlenmiş olur. Bu tasarımın bir başka harika yönü daha vardır. Söz konusu şekil, yağan karın tümünün aşağı düşmesine izin vermez. Ağacın dalları için tehlikeye neden olmayacak miktarda karın dalların üzerinde kalmasına izin verir. Bu da başka bir amaca hizmet eder. Ağacın üzerinde az miktarda tutulan kar, ağacı soğuktan koruyan bir örtü görevi görür ve yapraklardan nemin dışarı çıkmasını azaltarak su kaybını önler. (Bitki Dünyası) Her türlü ortamın kendine özgü bitkileri vardır. Bu bitkiler sahip oldukları özellikler sayesinde aşırı soğuktan veya aşırı sıcaktan korunur, nemliden kuruya kadar her ortamda yaşayabilirler. Ortamın özelliklerine göre yaratılmış bu bitkilerin kullandıkları yöntemlerin birinin kullandığı yöntem diğerine benzememektedir. Örneğin kaktüs kendini dikenlerle savunurken, taş bitkisi kamuflaj tekniğini kullanır. Kozalaklılar yaprak dökmezken, diğer ağaçlar kışın yapraklarını dökerler. Bu örnekleri artırmak mümkündür. (Bilgiler Dünyası) Ancak şunu unutmamak gerekir ki, yeryüzünde birbirinden farklı 500 binden fazla bitki vardır. Bunların her biri kendine has özelliklere, hayranlık uyandıran yapılara ve hayatta kalma yöntemlerine sahiptirler. Bitkilerdeki bu çeşitlilik ve farklı yapılar, Yüce Allah’ın sonsuz ilim ve sanatını sergileyen delillerdendir. "Sıkıp suyu çıkaran (bulut)lardan 'bardaktan boşanırcasına su' indirdik. Bununla taneler ve bitkiler bitirip-çıkaralım diye. Ve birbirine sarmaş-dolaş bahçeleri de." (Nebe Suresi, 14-16)

Bunları Biliyor musunuz?: Kardeşlikte Güzel Sözün Çok Önemli Olduğunu… 
		Bunları Biliyor musunuz?: Kardeşlikte Güzel Sözün Çok Önemli Olduğunu…

Kardeşlik, birliktelik, iman edenler arasında güçlü bir dayanışmanın olması Allah'ın Kuran'da bildirdiği önemli mümin alametlerindendir. Tüm müminler birbirlerinin kardeşidirler. Onlar Allah'a iman etmiş, Yüce Kuran'a uyan, Allah'a gönülden bağlı insanlardır. Dolayısıyla aralarında güçlü bir sevgi ve dayanışma bulunması gerekir. Müminler güzel ahlaklıdırlar, mütevazidirler, sevgi ve saygı doludurlar. Ancak bu konuda yine de dikkat edilmesi gereken yönler vardır. Allah ayetinde; "Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır…"(İsra Suresi, 53) ifadesiyle bu tehlikeyi bildirmektedir. Ayette bildirilen emre göre, müminler öncelikle birbirlerine karşı sürekli en güzel hitap şeklini kullanmalıdırlar. Ayrıca şeytanın müminlerin arasını bozmak için uğraşmakta olduğunun da bilincinde olmalıdırlar. Müminlerin Allah'ın bu emrine uymamaları aralarındaki birliğin zedelenmesine ve müminler arasında soğukluk oluşmasına neden olabilir. İşte bu yüzden müminlerin konuşmalarına, konuşurken kullandıkları kelimelere son derece itina etmeleri, güzel söz söylemenin Allah'ın bir emri olduğunu unutmamaları gerekir. (Kuran Ahlakı) Ara Fosil İddiasının Bir Aldatmaca Olduğunu… "Bazı insanlar fosillerin, Darwin'in hayatın tarihi hakkındaki görüşlerine kanıt olduğunu zanneder. Oysa ki bu kesinlikle yanlış bir düşüncedir." (Chicago Doğa Tarihi Müzesi, Jeoloji Bölümü Başkanı evrimci Dr. David Raup) Herhangi bir doğa tarihi müzesini gezen ziyaretçilerin karşılaştıkları en önemli şeylerden biri, yoğun evrim propagandasıdır. Her yerde karşılarına rekonstrüksiyonlar (hayali çizimler) ve hayali atalara ait sahte el yapımı kemikler çıkar. Evrim için hiçbir delil oluşturmayan canlıların fosilleşmiş parçaları, balıktan amfibiye hayali geçişin en önemli "ara formu" olarak sunulur. Aslında açıkça Yaratılış gerçeğini destekleyen ama evrimciler tarafından tersine çevrilerek "evrime en büyük delil" olarak sunulan bir kaburga kemiği büyük bir gururla sergilenir. Bunları inceleyen ziyaretçiler fosillere verilen sahte Latince isimlere bakarak, evrimsel bir gerçekle karşılaştıklarını zannederler. Oysa buradaki amaç, olmayan bir şeyi var gibi göstermektir. Müze ziyaretçileri belki de; evrimi destekleyen tek bir ara fosil bile olmadığının ve milyonlarca yıldır değişmemiş canlı fosillerinin, serginin hemen altındaki depolarda saklandığının farkında değildirler. (Ara Geçiş Açmazı) DNA kodları art arda sıralandığında Güneş’e 600 kez gidip gelinebilecek bir uzunluk oluştuğunu… Rabbimiz'in benzeri olmayan yaratmasının delillerinden biri olan DNA, hücre çekirdeğinde bulunan ve vücudun tüm bilgisini taşıyan şifreleri içerir. DNA'daki bilgi hacmini sayısal olarak ifade edecek olursak, 3-5 mikron çapındaki bir hücre içine, toplam 4 metre uzunluğundaki DNA molekülü sıkıştırılmış olarak paketlenmiştir. 100 trilyon hücrenin her birindeki DNA kodları art arda getirildiğinde ise, ortaya çıkan uzunluk, Güneş'e 600 kez gidiş-dönüş mesafesine eşittir. Bilimsel makaleleri ile tanınan moleküler biyolog Prof. Jerry Bergman, verdiği bir örnekte DNA'daki ihtişamlı mühendisliği şöyle vurgulamaktadır: Sizden, 230 kilometre uzunlukta iki ayrı misina almanızı, bunu çifte sarmal haline getirmenizi ve sonra da bir basketbol topunun içerisine sığacak biçimde paketlemenizi istediklerini varsayın. Ayrıca, bu çifte sarmalın fermuar gibi açılıp kopyalanması gereksin... sonra kopyalanan parça dışarı çıkartılsın ve bu sırada misinalar kesinlikle birbirlerine karışmasın. Bu mümkün mü?…DNA paketleme işlemi, hem kompleks ve hassas bir süreçtir hem de DNA'nın uzunluğunu 1 milyon kat azaltabilmeyi başardığı için son derece verimlidir. (Dr. Jerry Bergman, “Divine Engineering: Unraveling DNA's Design”, Koinonia House Online; Unraveling DNA's Design) Bir Hadis … Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır. (Buhari, İman 28, Savm 6; Müslim, Sıyam 203, Müsafirîn 175. Aynca bk. Ebu Davüd, Ramazan l, Savm 57; Tirmizî, Savm l. Cennet 4; Nesaî, Sıyam 39; İbni Mace, İkamet 173, Sıyam 2, 33)

Düşünmekten Kaçınmamak
		Düşünmekten Kaçınmamak

Şeytan iman eden insanları kendi yoluna döndürebilmek için elinden gelen her türlü çabayı göstermeye and içmiştir. En istemediği şeylerden biri de, iman edenlerin mutlak samimiyeti kazanıp, Allah (cc)'ın razı olacağı ahlaka ulaşmalarıdır. Bu nedenle, bir insan samimi imanı yaşamaya çağrıldığında, şeytan mutlaka ona ters yönde etki etmeye çalışacaktır. Şeytanın bu amacına ulaşabilmek için sürdürdüğü faaliyetlerinden biri, insanların düşünmelerini engellemektir. Eğer bunu engelleyemiyorsa o zaman da onları, Allah (cc)’ın rızasından, Kuran ahlakından ve vicdanlarından yana değil de, nefislerinden yana düşünmeye yöneltmektir. Şeytanın bu çabası Kuran’ın "Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim…” (Nisa Suresi, 119) ayetiyle insanlara bildirilmiştir. Düşünmeyen insanın muhakemesi zayıflar ve gözünün önündeki gerçekleri görmemiş gibi davranacak hale gelir. Çok açık birşeyi bile kavramaktan yoksun hale gelir. Yanı başında gerçekleşen olağanüstü olayların bilincine varamaz. Ancak, herhangi bir konuda vicdanına başvurarak düşündüğü takdirde ise, tüm bunlardan kurtulur, şeytanın mantıklarını hemen görebilir ve Allah (cc)’ın en çok razı olacağı, güzel ahlaka en uygun olan tavrı hemen bulabilir. Kuran’da müminin vicdanıyla düşünmesi sonucunda doğruyu bulacağı şöyle bildirilmektedir: Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Araf Suresi, 200-201) Rabbimiz ayetlerde insanlara, "Öyleyse nasıl oluyor da böyle büyüleniyorsunuz?" (Müminun Suresi, 89) diye sormaktadır. Ayette geçen büyü kelimesi, insanları toplu olarak etkisi altına alan zihinsel bir uyuşukluğa işaret etmektedir. Kimi insanlar dünya hayatının büyük bir hızla geçip tükendiğini bilmektedirler ama buna rağmen, sanki bu dünyadan hiç ayrılmayacakmış gibi bir tavır gösterirler. Sanki dünyada ölüm yokmuş gibi davranırlar. Yaşadıkları bu gafletin önemli bir sebebi, Kuran’da bildirildiği gibi vicdanlarıyla düşünmekten uzak durmalarıdır. Oysa her insan er ya da geç, mutlaka ölecektir. Ve öldükten sonra, her insan için ahirette bir hayat başlayacaktır. Bu hayatın cennette mi yoksa cehennemde mi sürdürüleceği ise bu kısa dünya hayatında yaptıklarına bağlıdır. Düşünerek kendisini bu açık gerçek karşısındaki gafletten kurtaramayan kimseler, öldükten sonra gerçekleri gözleri ile görerek anlayacaklardır. Allah (cc) bu gerçeği Kuran'da şöyle haber vermektedir: Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir. (Kaf Suresi, 22) Ayette belirtildiği gibi, düşünmemekten dolayı bulanıklaşan görüş, öldükten sonra ahirette hesap verirken "keskinleşecektir". Oysa insanın dünyada iken de bu durumdan kurtulup açık bir şuurla yaşamaya başlaması çok kolaydır. Rabbimiz bunun çözümünü insanlara sunmuştur; vicdanıyla samimi olarak düşünen her insan bu gaflet halini üzerinden atabilir. Olayların amacını ve Allah (cc)'ın yarattığı hikmetleri görebilir, samimi imanı yaşayabilirler. Ancak düşünmek, sadece gafletten sıyrılıp doğruyu görmek, nefsin ve şeytanın kışkırtmalarından sakınmak için değil, aynı zamanda müminin imanda derinleşmesi, Rabbimiz'e yakınlaşması için de önemli bir yol, büyük bir nimet ve ibadettir. Allah (cc) Kuran’ın "(Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır" (Sad Suresi, 29) ayetiyle, Kuran'ı insanların düşünmeleri için indirdiğini bildirmektedir. İnsanın, kendisine verilen bu yeteneği, Allah (cc)’ın rızasını kazanabilmek için samimiyetle kullanması gerekmektedir. Kuran’da müminlerin Allah (cc)’ın kusursuz yaratışı ve nimetleri üzerinde düşündükleri şöyle bildirilmektedir: Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 191)

Peygamber Efendimiz (sav) Diyor ki 09
		Peygamber Efendimiz (sav) Diyor ki 09

“(En büyük günah) Allah seni yaratmış iken, O’na ortak koşmaktadır.” (Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, sf.130) Yüce Rabbimiz Allah'ın insanları sakındırdığı en önemli konulardan biri şirktir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), insanlara daima Allah'ın tek ilah olduğunu, O'nun dışında hiçbir varlığın herhangi bir güce sahip olmadığını söylemiş ve müşrikliğe karşı onları uyarmıştır. Allah ayetlerinde Peygamberimiz (sav)'e insanları şirke karşı uyarmasını emretmiştir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir: De ki: "Ben, dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet etmekle emrolundum." "Ve ben, Müslümanların ilki olmakla da emrolundum." De ki: "Ben, Rabbime isyan ettiğim takdirde, büyük bir günün azabından korkarım." De ki: "Ben dinimi yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet ederim." "Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin…"(Zümer Suresi, 11-15) Kavmine Allah'ın tek İlah olduğunu hatırlatan Hz. Muhammed (sav), aynı zamanda Allah'a eş koştukları varlıkların hiçbir şeyi yaratamayacaklarını, kimseye zarar vermeye veya fayda sağlamaya güçlerinin olmadığını bildirmiştir: De ki: "O'nun dışında (ilah olarak) öne sürdüklerinizi çağırın, onlar sizden ne zararı uzaklaştırabilirler, ne de (onu yararınıza) dönüştürebilirler." (İsra Suresi, 56) Şu çok önemlidir ki insanların birçoğu Allah'ın varlığını kabul eder ancak Allah'ın gücünü ve büyüklüğünü takdir edemez, Allah'tan başka varlıklara güvenir ve onları dost edinir. Peygamberimiz (sav) ise, kavmine bu gerçekleri anlatmış ve onları şirkten arındırmaya çalışmıştır. (hazretimuhammed.org) Peygamber Efendimiz (sav), bir sözünde, Allah'ın şirk dışındaki bütün günahları affedeceğini bildirmiştir: Allah (z.c.hz.)leri buyurur: "Bir adam bilse ki Ben kudret sahibiyim, günahları affederim. O şirk etmedikçe, Ben onu affederim." (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 329/1) Peygamberimiz (sav), özellikle gizli şirkin, yani Allah'a iman ederken katıksızca iman etmek yerine teslimiyet ve samimiyetinde açıklar bırakarak iman etmenin iman edenler için ne kadar ciddi bir tehlike olduğunu da şöyle açıklamıştır: "Bana göre, sizin için deccalden daha ziyade korktuğum şeyi haber vereyim mi? O, gizli şirktir ki, kişinin kalkıp adamın makamına gösteriş için amel etmesidir." (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 163/6) "Şirk ümmetimde düz taşta karanlık gecede karıncaların gezinişinden daha gizlidir. Alameti, adaletsizlikten dolayı muhabbet, ve adaletten dolayı da buğz etmektir. Ve din, Allah için sevgi ve Allah için buğzdan başka nedir? Allah Teala buyurdu ki:"Eğer siz Allah'ı seviyorsanız Bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin." (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 215/16)

Allah (cc)'nin Detay Sanatı: Beyindeki Muhteşem Sinir Ağı
		Allah (cc)'nin Detay Sanatı: Beyindeki Muhteşem Sinir Ağı

Dünyada aynı anda yüz milyonlarca telefon görüşmesi yapılabilir. Dünya çapındaki bu ağ, oldukça üstün ve kapsamlı bir ağdır. Ancak bu büyük ağ sistemi, insan beyni ile karşılaştırıldığında oldukça sıradan kalır. İnsan beyninin içinde ortalama 100.000.000.000 (yüz milyar) tane nöron (sinir hücresi) bulunmaktadır. Bu mükemmel ağı daha iyi anlamak için şu örneği verebiliriz: Beyindeki bu nöronlar, sahip oldukları uzantılardan uç uca eklenecek olurlarsa, uzunlukları birkaç yüz bin kilometreyi bulmaktadır. Bilim adamlarının beyni, "evrendeki en büyük gizemlerden biri" olarak tanımlamalarına neden olan en önemli unsurlardan bir tanesi, bu olağanüstü ağın varlığıdır. İnsan beyninde yaklaşık 100 trilyon sinaps bulunur. Sinapslar, sinir hücrelerinde kimyasal geçişin gerçekleştiği yerlerdir. Vücuttaki herhangi bir hücre, sinapslar yoluyla, 1000 ayrı beyin hücresi ile bağlantı kurabilmektedir. Bu olağanüstü ağ sayesinde meydana gelen bilgi işlem hızı, gerçek anlamda hayret vericidir. Tek bir bit'lik bilgi, bir anda tam 100.000 nörona ulaşabilmektedir. Bu özelliği ile beyin, bilinen en hızlı bilgisayardan yüz binlerce kat daha hızlıdır. Böyle mükemmel bir eserin, aynı hız ve aynı özelliklere sahip bir benzerinin yapılması, IBM'in teknoloji müdürü Dr. Kerry Bernstein'ın ifadesiyle, mümkün gözükmemektedir. ("Brain Teaches Computers A Lesson", MSNBC.com, 6 Ağustos 2002) (Bit: Bir bigisayardaki en küçük bilgi (veri) parçacığına bit adı verilir.) Böylesine kapsamlı bir ağı, küçücük bir alana sığdırmak ve onun katrilyonlarca bağlantı yapmasını ve bunu saliseler içinde başarmasını sağlamak elbette imkansızdır. Dünyadaki gelmiş geçmiş tüm insanların sahip olduğu bu muhteşem sistemi yoktan var etmek için insanın yapabileceği hiçbir şey yoktur. Beyin, insanların bu gerçeği görebilmesi için çok kapsamlı ve detaylı yaratılmış bir mucizedir. (Yaratılış Atlası) İnsanlara armağan edilmiş bu değerli hediyenin sahibi, çeşit çeşit nimetleri karşılıksız bağışlayan Yüce Allah'tır. Üstün yaratılış harikası beynin varlığı, Yüce Rabbimiz'in büyüklüğünü ve kudretini bir kez daha sergilemektedir. "Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık. Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik. Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne Yücedir." (Müminun Suresi, 12-14)

Allah'ın İsimleri: DA'İ (Çağıran)
		Allah'ın İsimleri: DA'İ (Çağıran)

Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız. (Enfal Suresi, 24) İnsan her zaman en iyi düşünenin, hayatı ile ilgili en isabetli kararları alanın kendisi olduğunu zanneder. Kendine göre belirlediği bazı kurallar vardır; eğer o kurallar çerçevesinde bir hayat sürdürürse kendisi için 'en iyi olanı' yapmış olacağını düşünür. Oysa bu, birçok insanın içinde yaşadığı ciddi bir yanılgıdır. (İnsan Karakteri) İnsanı Allah yaratmıştır ve ona şahdamarından daha yakındır. Kişi kimi zaman kendisi ile ilgili birçok konuyu bilemeyebilir; ama o, kendisiyle ilgili bilgilerden habersizken Allah bunların tümünü bilir. Çünkü onun içine, dışına, düşüncelerine, bilinç altına tamamen hakimdir. Hatta insan bir an sonra neyle karşılaşacağını bilmez veya geçmişte karşılaştığı bazı olayları unutabilir. Ama Allah unutmaz ve yanılmaz. İnsanın geçmişte yaşadığı ve gelecekte yaşayacağı her olaya da hakimdir. (Harun Yahya Tv) Bu yüzden insan için 'en hayırlı' olanı bilen ancak onu yaratan ve yaşam sürdüğü her anın bilgisine sahip olan Allah'tır. Nitekim Kuran'da, "... Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz." (Bakara Suresi, 216) ayetiyle bu gerçeğe açıkça dikkat çekilmiştir.

Üzerinde Düşünülmesi Gerekenler: Müslüman Sakin Olmaz: Gece Gündüz Canlı ve Heyecanlıdır
		Üzerinde Düşünülmesi Gerekenler: Müslüman Sakin Olmaz: Gece Gündüz Canlı ve Heyecanlıdır

İnkar edenlerin hayatlarının en önemli ideali ‘dünya hayatından en iyi şekilde istifade edebilmek’tir. Buna dair az da olsa bir şeyler elde edebildiklerinde, bununla yetenir ve mutlu olurlar. Sonrasında ise bu ellerindekilere de kısa sürede alışır; sakin, monoton ve tekdüze bir hayat içerisinde elde ettikleri bu imkanları kullanmaya çalışırlar. Ama hiçbir zaman için hayatlarına anlam katacak; bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji, canlılık ve heyecan duyacakları yüksek bir idealleri olmaz. Müslümanların durumu ise inkar edenlerden çok keskin farklılıklarla ayrılmıştır. Mümin Allah'a iman etmenin, hayatının her anında imanın delillerini görmenin, Kuran ahlakını yaşamanın ve başkalarına da yaşatma arzusunun, hayırlarda yarışmanın, inkar edenlere, münafıklara karşı fikri zeminde imani bir mücadele vermenin, cehennemden sakınıp cenneti kazanabilme çabasının yüksek heyecanını yaşarlar. Kuran ahlakını hem yaşamanın, hem de dünya çapında tüm insanları bu ahlakı yaşamaya teşvik etmenin, sakinlikle, durağan, ağır, monoton bir stil ile gerçekleştirilemeyeceğini bilirler. Böyle bir tavır bozukluğu içerisine girmenin, gerçekten samimi olarak iman etmiş bir insan için çok büyük bir gaflet olacağının farkındadırlar. Eğer bir mümin kendisinde böyle bir sakinlik ve atalete hak görecek olursa, öncelikle şu gerçeği kısaca bir düşünmesi gerekir: “Eğer dünyadaki tüm Müslümanlar bu şekilde kendi dertlerine dalarak, ağır, sakin ve içe kapalı bir kişilik geliştirecek olurlarsa, Kuran ahlakının insanlara tebliğ edilmesi, münafıkların ve inkar edenlerin Müslümanlara karşı kurdukları tuzaklara karşı koyulması ve bu tuzakların bozulması nasıl gerçekleşecektir? İnsanların iyiliği emredip kötülükten men edilmesi görevini kim üstlenecektir? Müslümanların şevklendirilmesi, eğitilip bilgilendirilmesi, daha güzel bir ahlak için teşvik edilmesi kim tarafından yapılacaktır?” Allah'tan gerçekten korkup sakınan bir mümin, Allah'ın Kuran ile kendisine yüklemiş olduğu tüm bu sorumlulukları birince dereceden üstlenir ve bunun için alabildiğine canlı ve şevkli bir karakter gösterir. (Adnan Oktar Röportajları) Canlı ve heyecalı olmak, bu bakış açısıyla hareket eden bir Müslüman için dünyada emek verilmesi gereken aciliyetli konulardan biridir. Aynı zamanda da, Allah'ın rızasını kazanma çabası içerisinde olan mümin için en önemli ibadetlerden biridir. Nimetin parıltılı-sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın. (Mutaffifin Suresi, 24)

Ramazan Ayı’nın Müslümanların Ahlakına Güzel Tesiri 1
		Ramazan Ayı’nın Müslümanların Ahlakına Güzel Tesiri 1

Cenab-ı Hakk’ın İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlı Ramazan nasip etmesini niyaz ediyorum. Ramazan ayı tüm Müslümanlar için kardeşliğin, tesanütün, sevginin, merhametin, birliğin pekiştiği, samimi inananların imanlarına iman kattıkları bir aydır. Samimi iman sahibi her mümin Ramazan ayının sonuna ulaştığında Allah’ın, vicdanını incelttiğine ve nefsinin azgınlıklarından kendisini temizlediğine şahit olur. Farz kılınmış olan oruç ibadeti Müslümanlar için Allah’ın bol rahmetine karşı bir şükür vesilesidir. Alllah yere ve göğe rahmetini yaymıştır, tüm insanları esirgeyendir, kullarını sonsuz cennet yaşamı ile ödüllendirmek için dünya yaşamında imtihan etmektedir. Allah’ın kullarına olan merhameti Kuran ayetlerinde şöyle bildirilmiştir: Çünkü O, ilkin var eden, (sonra dirilterek) döndürecek olandır. O, çok bağışlayandır, çok sevendir. (Büruc Suresi, 13-14) Allah Kuran’da kullarına Kendi rızasını kazanabilecekleri ibadet yöntemlerini bildirmiştir. Oruç da bu ibadetlerden biridir. Bu mübarek Ramazan ayı içerisinde tüm Müslümanlar, Rabbimiz’in rızasını kazanmak için oruç ibadetini yerine getireceklerdir. Ramazan ayı... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa artık onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz. (Bakara Suresi, 185) Tüm ibadetler gibi oruç tutmak da Müslüman’ın manevi derinliğini arttırır. Müminin çok derin, Allah’a gönülden yönelmiş bir ruhu bulunur. Takva sahibi yani Allah’tan korkan bir mümin Kuran’ın tüm hükümlerini eksiksiz yerine getirir, hayatının her anında Allah’ın beğeneceği ahlakı yaşamaya gayret eder. Bu şekilde yaşayan mümin topluluğunun aralarındaki bağdan dolayı Allah gücünü çok arttırır. Ramazan ayı da takva sahiplerinin ahlaklarını daha mükemmel hale getirmeleri için bir vesiledir. Ramazan boyunca inananların birbirlerinin Allah’a olan imanlarına, sadakatlerine, sabırlarına şahit olmaları kardeşliklerini kuvvetlendirir. Dünyada din ahlakının terk edildiği sistemlerin yaşanmasından dolayı insanlar arasındaki sevgi ve birlik zedelenmiştir ve büyük bir kargaşa yaşanmaktadır. Allah’ın "... yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar..." (Rad Suresi, 25) olarak tarif ettiği bir grup günümüzde masum insanların hayatlarını yitirmelerine neden olmaktadır. Tarih boyunca dünyanın belki de barışa, dostluğa ve kardeşliğe en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde yaşamaktayız. 20. yüzyıla damgasını vuran çatışmalar ve gerilimler yeni yüzyılda da hızla devam etmektedir. Dünyadaki kargaşa tüm insanlığı tehdit edecek bir boyuta ulaşmıştır. Bu nedenle bu tehlike ile mücadele etmek çok aciliyetli ve gereklidir.

Yaşayan Fosiller Evrimi Yalanlıyor: Su Böceği
		Yaşayan Fosiller Evrimi Yalanlıyor: Su Böceği

YAŞ: 1.8 milyon-11 bin yıl arası DÖNEM: Pleistosen BULUNDUĞU YER: California, ABD Şu anda yaşayan türlerinden hiçbir farkı olmayan bu böcek de, yeryüzündeki tüm canlılından yaratıldığının delillerindendir.

Hadis Köşesi 09
		Hadis Köşesi 09

Atâ el-Horasân anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Musâfaha edin ki (el sıkışın ki), kalplerdeki kin gitsin, hediyeleşin ki birbirinize sevgi doğsun ve aradaki düşmanlık bitsin." (Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 16, (2, 908)) Allah Katında en sevimliniz dostluk kuran ve kendisiyle dostluk kurulanlarınızdır. Allah nezdinde en sevimsiziniz de arkadaşların arasını açanlardır." (İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)

Yaşanan Ahir Zaman: Hz. Mehdi'nin Bazı Özellikleri 4
		Yaşanan Ahir Zaman: Hz. Mehdi'nin Bazı Özellikleri 4

Mücadeleci Olması İnsanlar Hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, 23) Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehl-i Beytime mensup birisi (Mehdi) dünyaya sahip olmadan günler geceler bitmeyecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 12) Kıyamet Saati Yakındır… “Gerçek şu ki kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur…” (Hac Suresi,7) İslam Alimleri Ahir Zamanla İlgili Ne Diyor? Muhammed Bin Muhammed Bin Mahmud El Hafızı El-Buhari Resulullah (sav) şöyle buyurmuşlardır: Günler ve geceler tükenmeden Allah Ehl-i Beytimden ismi benim ismimden, babasının ismi babamın isminden olan bir adam gönderir. Yeryüzü nasıl zulüm ve cevr (eziyet) ile dolduruldu ise o da adalet ile doldurur... (Faslu'l-Hitab, s. 553-557 Erkam Yay. No: 45) Kuran Ahlakının Tüm Dünyaya Anlatılması Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir Kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık. (Hicr Suresi, 4) Tarih boyunca Allah, yıkıma uğrayan her topluma önce, onları doğru yola davet eden bir kitap indirmiştir. Kıyamet ise, dünya üzerindeki tüm toplumların başına gelecek son felakettir. Kuran insanların öğüt alıp düşünmesi için indirilen İlahi kitapların sonuncusudur ve kıyamete kadar tek yol gösterici olarak kalacaktır. Ayetteki ifadeyle; "...O (Kuran) alemlere bir öğüt ve hatırlatmadan başkası değildir." (Enam Suresi, 90) Kuran'ın sadece belirli bir zamana ve mekana hitap ettiğini zanneden bazı insanlar ise derin bir gaflet içindedir, çünkü Kuran, tüm "alemler" için ortak bir çağrıdır. (Kuranbilgisi.com) Peygamberimiz (sav) döneminden beri Kuran hakikatleri tüm dünyaya tebliğ edilmektedir. Özellikle içinde yaşadığımız bu dönemde bilgisayar ve internet teknolojileri sayesinde dünyanın dört bir yanındaki insanlar saniyeler içinde birbirleriyle konuşabilmekte, bilgilerini paylaşabilmekte ve iletişim kurabilmektedir. Kısacası tüm dünyadaki insanları birbirinden ayıran bütün engeller hızla ortadan kalkmaktadır. Tarihte benzeri görülmedik bu teknolojik gelişmeler sayesinde ise, içinde yaşadığımız bu dönem Kuran'ın emirlerinin tüm insanlığa duyurulabildiği bir dönem olmuştur. Müslümanların üzerine düşen sorumluluk da, Allah'ın sunduğu bu imkanları en güzel ve faydalı şekilde kullanmak, dünyanın ayak basılan her noktasında insanları Kuran ahlakına davet etmektir. (Islamadavet.org)

Bu site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.